Gözlemlerime dayanarak söylüyorum, köle adaylarının her birinin altında bir sapiosexual kişilik yatıyor.
Fiziksel güce tapma bir süre sonra yeterliliğini kaybediyor. Bu 1 ay ile 6 ay içerisinde çekiciliğini kaybediyor. Bu 1 ile 6 ay arasındaki olan süreçte köle, efendisinin bilgi birikimi, olaylara bakışı, çözüm şekli vs. gibi etkenleri. Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ölçüp tartıp ona olan saygısı, zekasına olan saygısına doğru evriliyor.
Bu bir evrilmedir doğru.
Bdsm Eğitimi diye adlandırdığımız, kişinin olaya/itaat etmeye alışması olan sürece verilen afilli bir isim.
Aslında edilgen yapıdaki kişinin bu süreci 6-12 ayı geçmez, onlarca yıla yayıyormuş gibi bir hal almaya gerek yok.
Ortalama bir ayın sonunda, bir çok şey oturmuş, artık çıta yükseltilmeye başlamıştır.
Zihinsel olarak hemen hemen hazırdır köle adayı,
Aday diyorum henüz tam olmamış bişeye aday denir.
Bu yazarak ya da konuşarak anlatılabilecek bir şey değil maalesef. Çünkü, eğitim yöntemleri şunlardır. Şunları bu şekilde uygulanır demek yanlış olur.
Bir kişide muazzam sonuç veren bir yöntem diğer kişide çok kötü bir sonuç verebilir.
Eğitim, kişilere bilgi ve beceri yüklenmesi olayına denir. Her şeyden önce bu sürecin başında sub'ın eğitime açık olması verileni almak istemesi gerekmektir. Eğer böyle değilse kafasından aşağı okyanusu boca etsek, alttan şarrr diye boşalır...
Temel olarak bdsm'de 3 çeşit eğitim vardır.
Bu bir sanat bilemedin zanaattır. İcra eden efendiye nazaran sanatçıdır. Bir kişiyi yönetmek var yönetmek var. İş yerindeki maaşını ödediğin sekreterini yönetmek gibi bir şey değil bu. Yönetmek kaba kuvvet kullanmak, bağırmak, aşağılamakta değil. İyi bir yönetici yönetilenlerin seviyesine inebilen hayata onların gözünden de bakabilen empati yapabilen kişidir. Nasıl bir tepki alabileceğini önceden kestiren, iyi bir satranç oyuncusudur. Yönettiği kişileri çok iyi tanıyandır. Yoksa ne olduğunu bilmediğiniz bir kişiyi zaten yönetemezsiniz.
Yönetmek cezaları, ödülleri, üslubundaki vurguları, vücut dilini zamanında ve yerinde kullanmaktan geçer ve yönetici kişi güven kazanmak zorundadır. Güven yoksa itaat olmaz, itaat olmayan yerde bağlılık olmaz. Bunların olmadığı bir yerde ise hiç bir bok olmaz.
Yöneten kişi kesinlikle yönetilenlerin sosyal hayatını, geleceğini, ailesini ve daha bir çok unsuru, uyguladığı emirler karşısında karşılaşacağı durumu önceden kestirmek zorundadır. Geleceğine kötü yönde etki edecek emirler vermemelidir. Unutmamak lazım ki, kişinin Efendisine teslim oluşu, onu iyi yönde etkileyebilmesi içindir.